21. Yüzyıl için 21 Ders Kitap Notlarım

Yuval Noah Harari‘nin Homo Deus ve Sapiens kitaplarını okumamın ardından hızımı kesmeden 21. Yüzyıl için 21 Ders kitabı için kollarımı sıvadım ve diğer kitaplar kadar akıcı olduğu için bir haftadan kısa bir sürede yaladım yuttum diyebilirim.

Bu yazı bir özet niteliği taşımamaktadır, sadece kitapta hoşuma giden bazı parçaları sizler ile paylaşmak istiyorum.

Gitmeden kitap tavsiyeleri sayfama da bir göz atın derim.


21 Yüzyıl için 21 Ders

21. Yüzyıl için 21 Ders Kitap Yorumu

21. Yüzyıl için 21 Ders, bana kalırsa yazarın Homo Deus ve Sapiens kitaplarında yazmayı unuttuğu ve bir kenara not aldığı bölümleri birleştirmesi ile oluşturulmuş. Negatif bir anlamda söylemiyorum bunları ama iki kitaptan da esintiler taşıyor içerisinde.

Kitap, 21. Yüzyılı baz alarak teknoloji, politika, din ve insan ırkını ilgilendiren onlarca konu üzerinde hem öğretici hem de ufuk açıcı bilgiler ve yorumlamalar ile donatılmış.

 

Irkçılık ve Kültürcülük

Irkçılığın özellikle 20. yüzyılda insanlığa verdiği zararı hepimiz biliyoruz ve başta bu yüzden bu kelime negatif bir anlam kazanmış durumda. Kitap, insanlara ırklarına göre muamele göstermek ve bu düzlemde ayrım yapmanın yanlış olduğunu hatırlatarak, bir yandan da ırkçılığa benzer ama gölgelerde saklanan kültürcülük kavramına ışık tutuluyor.

Bu kavram insanların doğup büyüdükleri kültür içerisinde kazandıkları karakteristikleri ve doğal olarak bu özelliklerin diğer kültürlerde ne kadar farklı olduğunu belirtiyor. Elbette X kültürüne sahip biri Y kültürüne sahip bir ülkeye yerleşip burada iş bulmaya çalışınca bu kültürel özellikleri ırkçılık kadar keskin olmasa da bir çok alanda ayrıma uğramasına neden oluyor.

Her kültürün, içinde yaşayanlara aşıladığı tüm özellikleri bilmediğimiz için de farklı kültürlere karşı aynı mesafede durup bilinçli bir şekilde hepsine eşit davranmamız mümkün olmuyor.

Mültecilik başlığı altında işlenen bu konu ırkçılık kavramını bir rafa kaldırmanızı ve 21. yüzyılın problemlerinden biri haline gelen kültürcülük kelimesine kafa yormanızı sağlayacak.


Terör ve Korku

Bakış açıma katkıda bulunan diğer bir alt başlık ise Terör kavramının nasıl çalıştığını ve aslında ne olup olmadığını anlatan bölüm oldu. Milyonlarca nüfusa sahip olan bir ülkede yılda 20-30 kişi öldüren bir düşman nasıl oluyor da tüm yüreklere korku salıyor. Yılda binlerce kişi öldüren araba kazaları ile karşılaştırıldığında terörizmin verdiği zarar o kadar ufak kalıyor ki.

Yazar teröristlerin korkuyu nasıl lehlerine kullandıklarını ve aslında ülkeye zarar verecek zerre güce sahip olmadıklarını anlatıyor. Problemi yaratan şey, devletin sınırları içerisinde yaşayan vatandaşlarına güvenlik garantisi verirken, can alan ufak eylemlerin bile garantisini bozuyor olması. Bu duruma da devletler ekstrem aksiyonlar almak zorunda kalıyorlar. Amerika’nın Irak’ı işgali gibi.

Yazar elbette bu duruma çözümler de sunuyor. Bu terörist organizasyonları maddi ve manevi olarak destekleyen yurt içi ve yurt dışı organizasyonlar ve kişilerin tespitinin yapılması işin başında geliyor.


Adalet Karmaşıktır

Yolda birisinin bir sokak köpeğine durduk yere tekme attığını görürseniz durum oldukça açıktır. Bu kişinin davranışının yanlışlığı hakkında yorum yapabilir ve adalet konusunda fikirlere sahip olabilirsiniz. Fakat yaşadığımız dünya o kadar komplike ki ulusların veya büyük yapılanmaların davranışlarının doğruluğu-yanlışlığı ve ne kadar adil olduğu konusunda yorum yapmak hiç de kolay değil.

Mesela İsrail Filistin’i bombalarken ve masum sivilleri öldürürken, İsrail’de evde oturan, çocukları ile oynayan ve barış yanlısı olan bir ebeveyn sizce bu bombalamanın yarattığı suça ortak mıdır?

Bombayı atan o değil hayır, süreci desteklemiyor da, fakat bombayı atan ulusun bir parçası ve belki ödediği vergiler ile bu katliama destek oldu…

Doğru, yanlış ve adalet kavramlarının 21. yüzyılda kesin cevapları yok ve bu konularda kendinizden emin bir şekilde yargıda bulunabiliyorsanız bir kez daha düşünün derim.


Eğitim Sistemi ve Okullar

Eğitim sisteminin ne kadar da geri kafalı olduğunu savunan biri olarak bu bölümü okuyunca içime su serpildi diyebilirim. Gözümü ilk açan şey okulların hem fiziksel hem de işleyiş açısından ne kadar da fabrikalara benzemesiydi. Zaten global eğitim sistemi de endüstriyel devrimin ardından ortaya çıkarılmıştır.

Bundan 100 yıl önce bilgiye ulaşmak gerçekten de zordu ve bu yüzden çocuklar öğretmenlerin eşiliğinde sunulan bilgileri öğrenip kendilerini geliştirmek zorundaydılar.

Günümüzde ise bilgiden bol bir şey yok ve tek tık ile her şeye ulaşmak mümkün. Peki neden halen 3-5 kitaba sıkıştırılmış bilgiler çocukların boğazından aşağı ittirilmeye çalışılıyor?

21. yüzyılda yeni eğitim sistemi bilgi sunmayı değil, araştırmayı ve doğru bilgiye ulaşmayı öğretmeyi amaçlamalı.

Ben de mevcut eğitim sisteminin devrimini dört gözle bekliyorum. İleride çocuklarımın okula gidip, kafalarının saçma sapan bilgiler ile doldurulması ve sınavlara çalışarak hayatlarını yıpratmaları istediğim şeylerden biri değil…

 

İçeriği Paylaşmaya Ne Dersin?

Burag Hançer

Usanmadan yapılan hatalar, çıkarılan onlarca ders ve bu süreçte gelişen bakış açılarım. İşte size Yirmilerim... Beni 3 dakikada tanımak için linke tıkla! Aşağıdaki sosyal medya hesaplarımdan da maceralarımı takip edebilirsin :)

Yorumlar

avatar
1000