Ayna Nöronlar ve Empati

Daniel J. Siegel tarafından yazılan Mindsight kitabını bu hafta okuma fırsatı buldum ve kitapta psikoloji ve beyinin evrimi üzerine muazzam açıklamalara denk geldim. Ayna Nöronlar ve Duygusal Bulaşıcılık konuları da sizlerle paylaşmak istediğim, kitabın ilgi çekici bölümlerinden bazıları. Kitaptan alıntılar ve çeviriler ile bu kavramları mümkün olduğunca basit bir şekilde anlatmaya çalışacağım.

1990’ların ortalarında bir grup İtalyan biliminsanı yaptıkları bir deneyde maymunlara yer fıstığı yedirerek beyinlerinde çalışan bölgeleri analiz etmişler. Deneyin ikinci bölümünde ise aynı maymunlara yer fıstığı yiyen diğer maymunları izlettiriyorlar ve ilginç bir şekilde izleyen maymunların ilk deneydeki aynı beyin bölgeleri sanki fıstığı kendilerin yiyormuşçasına sinyal vermeye başlıyor. Bu nöronların sadece aksiyon ile değil aslında hedefleri tespit ederek (yemek yemek) ile de ateşlendiğini tespit ediyorlar.

Ayna nöron sistemi adı verilen bu nöranlar ise günümüzde empatinin kökeni olarak sayılıyor.

Diğer insanlarla empati kurmamızı sağlayan ayna nöron sistemi sadece amaç ve hedefler tespit edilebilirse aktif olarak çalışabiliyor. Abuk subuk elini sallayan birinin ne yaptığına anlam veremeyiz fakat sınıfta elini kaldıran birinin söz istediğini, bardağı ağızına götüren birinin su içmek istediğini, sokakta elini kaldıran birininin ise taksi çevirmek istediğini kolayca anlayabiliriz. Elbette bunları anlayabilmemiz da tamamen tecrübelerimize dayanır.

Ayna nöronlar ile kurduğumuz empatinin bir sonraki seviyesi de literatürde Emotional Contagion, benim çevirim ile duygusal bulaşıcılık olarak geçiyor. Taşşaklarına darbe alan birinin videosunu izleyen erkeklerin yüz ifadesindeki ani ekşime veya daha klasik bir örnek olan esneme bulaşıcılığı gibi durumlar bu başlık altında toplanıyor. Bu arada esneyen birini görmenize bile gerek yok, düşünmeniz bile yeterli olabilir çünkü vücut gerinip kişinin ağzı o şekli alınca zaten amacın esnemek olduğunu beynimiz tespit edebiliyor. Amaç ve hedef belli olunca da ayna nöronlar işe koyuluyor.

Partideyken kahkaha atan bir grubun yanına gittiğimizde sırıtmaya başlamamız veya cenazeye gittiğimizde göğsümüze bir ağırlığın çökmesi de Duygusal Bulaşıcılıkdan kaynaklanmaktadır.

Ayna nöronları üzerine en ilginç teori ise evrim ve kültür üzerine. Memeli beynine sahip olan ırkların sosyalleşmesi ve iletişim kurması gibi aktivitelerin paralelinde ayna nöron sisteminin evrimleşerek ve empati kavramı öne çıkarak kültürlerin doğduğuna inanılıyor. Kültür dediğimiz şey de zaten insanların aktiviteleri birbirinden görerek ve ardından tekrarlayarak alışkanlık haline getirmeleri üzerine başlamıştır. Sürüngenlerin beyni daha ilkel olduğu ve bu kısım gelişmediği için de, grup halinde takılan veya komünite kuran sürüngenlere pek rastlayamıyoruz.

Paylaşmak Güzeldir

Yazıyı buraya kadar okuduysan Kişisel Gelişim konusunda hevesli olduğun kesin. Peki kendini geliştirebileceğin bir Türkçe Youtube Kanalı olduğunu söylesek? Ayrıntılar için resme tıkla!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.