Ders Çalışmak için Motivasyon Yöntemi

 

Videonun senaryosunu aşağıdaki makalede bulabilirsiniz.


Okul döneminin başlaması ve yoğun istekleriniz üzerine ders çalışma olayına bir el atmak istedik. Bu videoda bilmediğiniz bir şey anlatmayacağız, aslında, tek istediğimiz şey bakış açınızı değiştirmek.

Bir çoğumuz ders çalışmamız veya bir işe başlamamız gerektiğini bilsek de bir türlü gaza gelip işin başına oturamayız. Bu noktada ise motivasyon yoksunluğundan yakınır ve kısır bir döngüye gireriz. Bir konuya açıklık getirelim, hayattaki aksiyonlarınız için kendinizi dış faktörlere bağımlı kılarsanız, yarı yolda kalırsınız. Motivasyon olarak adlandırdığınız şeyi de dışarıdan beklemeyip kendiniz yaratmalısınız.

Peki bizi ders çalışma aksiyonuna iten ve masaya oturtan bu motivasyon dedikleri şey de nedir?

Motivasyon bulmanız bu kadar zor ise, bunu denklemden çıkarıp yerine başka bir şey koymaya ne dersiniz?

Pavlov’un klasik koşullandırma deneylerini birçoğunuz biliyorsunuzdur. Normalde önlerine yemek konduğunda salya salgılayan köpeklere her yemek sunulduğunda bir adet zil çalınıyor, bu süreç belirli bir süre devam ettikten sonra, köpeklere yemek sunulmasa da, köpekler sadece zil sesini duyarak salya salgılamaya başlıyorlar.

Zil çaldığında köpeklerin ağızlarının sulanması ödül ve hedef olan yiyeceği hatırlamalarından kaynaklanır. Zil sesini kafalarında ödüle giden bir araç olarak nitelendirirler. Bizim motivasyon olarak adlandırdığımız şey ise bu zil sesinden farksızdır ve olay tamamen kafamızda biter.

Hadi gelin, bu köpekler gibi kendimizi yanlış hayali döngülere sokmak yerine bir adım geri atıp büyük resme bakmaya çalışalım.

Öncelikle ders çalışmanızın amacı ders çalışmak değildir. Ders çalışmak zaten bir hedef bile değildir. Ders çalışmak sadece sizi hedeflerinize götüren bir araçtır ve çalışmaya başlamak için öncelikle bir hedefiniz olmalıdır.

Peki senin hedefin ne? Notlarını mı yükseltmek istiyorsun? Liseyi mi kazanmak istiyorsun, yoksa üniversiteyi mi? Peki hangi okulu?

Hedefin olmadan ders çalışmak, gideceğin yer belli değilken elinde pusula ile ortalıkta koşturmaya benzer.

Öncelikle, Hedefini koy ve arkasında dur!

Biraz önce paradigmamızı, motive olup ders çalışmaya başlamaktan, ders çalışıp hedeflerimize ulaşmaya çevirdik.

Bu noktada “e peki nasıl çalışmaya başlayacağız” gibi bir soru söz konusu bile değil, motivasyon kelimesi bu denklemde yok ve o noktayı çoktan egale ettik. Asıl problem düzenli çalışıp uzun dönemde hedeflerimize nasıl ulaşacağımızdır.

Düzenli çalışamamızın ve işleri yarıda bırakmamızın nedeni emeklerimizin karşılığında anında ödül almamamanızdır. Diyelim 100 soru çözdünüz veya bir konu bitirdiniz, e peki sonra? Harcadığınız iki saat size ne kattı? Ne kadar geliştiniz?

Yoldan çıkmamak için zihinizin tek ihtiyacı olan şey ilerlediğinizi gösteren bir işaretin olmasıdır.

Bir sonraki sınavda daha iyi sonuçlar almak veya daha daha yüksek netler çıkarmak ilerlediğinizi gösteren işaretler olsa da, az çok sizi anladığım için bunun yeterli olmadığını biliyorum.

Mobil oyunların son yıllardaki hızlı yükselişine tanık olmuşsunuzdur. Bunun nedenlerinden bir tanesi yapımcıların oyunlardaki ödül sistemlerini suistimal etmeleridir. Oyuna girdiğiniz anda havai fişekler eşliğinde, özel eşyalar ve rengarenk sandıklar ile ödüllendirilirsiniz. Oyuna alışana kadar da bu ödül bombardımanı devam eder. Bir de bakmışız ki telefonun başında saatler geçmiş.

Ödül ve ilerleme odaklı olan biz insanlar yerinde saydığımıza inandığımız taktide kılımızı bile kıpırdatmaya üşeniriz.

Çalışma ile hedefe ulaşma yolunda tek ihtiyacımız olan şey ise bize ilerlediğimizi söyleyecek göstergelerdir. Oyunlar ve uygulamalar bu ihtiyacı seviye ve tecrübe puanları ile karşılarken bu yöntemi gerçek hayatta uygulamak o kadar da kolay değildir.

Hadi gelin ders çalışırken harcadığınız saatleri oyunlaştırıp gözle görülür somut bir boyuta cevirelim.

Üniversite sınavına hazırlanırken bu yöntemin, Boğaziçi‘ni kazanma yolunda bana müthiş destek olduğunu belirtmek isterim.

Öncelikle kendinize bir kaç tane kavanoz edinin, evet kavanoz yanlış duymadınız. Bunlar sizin emeklerinizin fiziksel karşılığını temsil edecek. Üstlerine ister çalıştığınız ders başlıklarını yapıştırın, isterseniz de hayatta ilerleme kaydetmek istediğiniz konuları.

Bu konularda yaptığınız her çalısma ve harcadığınız her saat için de kavanozun içerisine sabit bir obje atın. Kesme şeker olabilir, bozuk para veya çakıl taşları da uygundur, size kalmış.

Siz vakit harcadıkça hem gelişmeye devam edeceksiniz hem de bu kavanozlar emekleriniz karşılığında yavaş yavaş dolmaya başlayacak.

Eskiden derse başlamak için motivasyon arayan sizler artık hedeflerinize ve azimle doldurdugunuz kavanozlara odaklanacaksınız, ta ki hedeflerinize varana kadar.

Peki ya bu kavanozlar dolduğunda ne yapacaksınız?

Mesele sadece ders çalışmakla ilgili değil, uzun ve güzel hayatınız boyunca, siz kendinizi geliştirmeye devam ettikçe, önünüze doldurulması gereken yeni ve daha büyük kavanozlar elbet çıkacak.

Ve birgün anlayacaksınız ki hayatınız bu kavanozları doldurmakla geçen maceralardan ibaret. Geride dolu kavanozlarla bezenmiş bir hayat bırakmak ise sadece sizin elinizde.

Paylaşmak Güzeldir

Yazıyı buraya kadar okuduysan Kişisel Gelişim konusunda hevesli olduğun kesin. Peki kendini geliştirebileceğin bir Türkçe Youtube Kanalı olduğunu söylesek? Ayrıntılar için resme tıkla!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.