Filtre Balonu Nedir?

Ey sosyal medya kullanıcıları, patlatın balonlarınızı. Gündemdeki sıcak konulardan biri olan filtre balonundan bahsetmek istiyorum bu yazımda.

İnternetin amacı evrensel bir bilgi kütüphanesi sağlamak olmasına rağmen tabiri caiz ise birileri her geçen gün bizi kendi küçük evrenlerimize tıkıştırmaya çalışıyor. Bilgiye ulaşmanın amacı kendimizi ve ilgi alanlarımızı genişletmek iken, filtre balonları yüzünden aynı alanlarda kendimizi daraltıp duruyoruz.

Filtre Balonu Nedir?

Sosyal medya uygulamalarındaki algoritamaların amacı ilgi duyduğumuz ve beğendiğimiz şeylere benzer içerikleri bizlere sunmaktır. Basitçe açıklamak gerekirse, X siyasi partisinin bir kaç videosunu izledikten sonra facebook size bu parti ilgili içerikleri sunmak isteyecektir veya komik videolara daldığımızda bize komik video içerik ve reklamlarını gösterecektir. Aynı şekilde tıklamadığınız şeyleri de ilgilenmediğinizi var sayarak size göstermeyi bırakacaktır. Bu durum mevcut görüşlerimizi daha da desteklememizi ve hatta karşı görüşlerdeki insanlara olan tavrımızı bile şekillendirmede rol oynuyor. Aynı şeklide katı bir taraflaşmaya neden olup empatiyi azaltıyor. Ömür boyunca “alakalı içerik” bombardımanına tutulan insanlar, filtre balonlarına hapsoluyorlar.

filtre balonu

Kişiselleştirilmiş sonuçlar sunan Google ve Facebook filtre balonunun babalarıdır diyebilirim. Bütün gününüzü Facebook’da geçirip duvarındaki ve arkadaşlarının paylaştıkları içerikleri okuyan insanlar gün geçtikçe daralan filtre balonlarının içinde hapsoluyorlar. Katıldığın ve onayladığın şeyleri daha çok gördükçe bakış açın daralıyor ve sorgulama yetini yitiriyorsun. Sevdiğiniz ve sosyal medyada takip ettiğiniz insanlar (arkadaşlar) ile hemfikir olma olasılığınız çok yüksektir ki grupulaşma ve polarizasyonu arttıran etkenlerden birisi bu.  Bir yandan da social proof girdi mi işin içine, kan gövdeyi götürüyor. Google biraz daha geriden geliyor bu konuda, kişiye göre arama sonuçları dalgalansa da, tam olarak kişiselleştirilmiş sonuçlar sunmuyor kullanıcılara.

Balonun içinde ne olduğunu görebiliyoruz fakat nelerin hariç tutulduğunu, hangi bilgilerin bizden gizlendiğini göremiyoruz, üzücü kısım da bu.

 

Reklam Hedeflemeleri

 

Görüş ve ilgi alanları sabitlenmiş kitlelere, Facebook çok derin filtrelemeler yaparak, şirketlere, reklam gösterme imkanı sunuyor. Bu durum hem hedeflemelerin doğruluk payını arttırıyor hem de alışkanlıkları belli kitlelerin manipüle edilmesini kolaylaştırıyor. Bu sabit döngüye girdikten sonra da, arka planda toplanan verilerimiz ve alışveriş alışkanlıklarımız sabit bir hal alıyor ve istenen de bu. Fikir ve alışveriş alışkanlıkları durmadan değişen bir hedef kitle ile kimse uğraşamaz.

Şikayetçi olduğum noktalardan bir tanesi ise bu filtre hakkında farkındalığın mevcut olmaması. Suda yaşayıp, sudan haberi olmayan balıklar gibiyiz bir nevi.

Televizyon kanal ve haberleri ne kadar “taraflı” olsalar da en azından bir bakıma bize farklı kesimlere hitap eden içerikler sunarak, bakış açıları kazandırabiliyorlar.

Ne yazık ki sosyal medyadaki “duvarlarımıza” hapsolduğumuz sürece bu balonları patlatmamız mümkün değil.

Filtre balonu konusu son Amerikan seçimlerinin ardından kendinden epey bahsettirdi. Ne Clinton tarafında milyonlarca kez paylaşılan yazılar ne de Trump tarafındakiler, diğer kesime pek yansımadığı için; diğer tarafın haberi bile olmadan Trump tarafında sorgulamayan ve fanatik bir kitle oluştuğuna inanılıyor.

 

Düzenli bir bilgi diyetine ihtiyacımız var bakış açımızı genişletmek için. Filtre balonu ile ilgili güzel bir video ile veda ediyorum size.