Göbeğin Yükselişi

5 yaşında başladım spor yapmaya yüzme ile, bugüne kadar da sporu eksik etmedim hayatımdan, ne göbek kelimesi ile işim oldu ne de yağ oranımı ölçme gereksinimim. Üniversite hayatımdan da aktif olarak spor yaptım, haftada iki antremanımız oluyordu, iki gün de ben gidiyordum spora, hayvan gibi de yiyordum bana mısın demeden.

Gel gör ki altı ay kadar oldu işe başlayalı ve yıllardır 83’de sabit olan kilom 89’i görüverdi. Hiç spor yapmıyorum diyemem, yine antremanlarım ve maçlarım oluyor onun dışında da olabildiğince aktif olmaya çalışıyorum. Haftanın beş günü iş yerinde bilgisayar karşısında oturunca yakmak zorlaşıyor tabi kalorileri. Eve gidince ne kadar tepinip spor yapsam da, 9-10 saat hareketsizliğin verdiği zararı kapayamıyorum.

Çevrenizdeki insanlar spor salonuna yazılıp ayda yılda bir giderler ya, biz de dalga geçeriz onlarla, bunu da yaşıyorum şu anda. İnce eleyip sık dokuyup on numara bir spor salonu buldum Nişantaşında, The Red Fitness adında (evet pahalı biraz). Haftada maksimum bir kere gidebiliyorum, iş çıkışı ya yorgun oluyorum ya da pek motivasyonum olmuyor. Çarçur ettim parayı diyebilirim, Murat Boz’a bile denk gelemedim bir türlü 🙁

89’u görünce kilom dur bakalım orada dedim, zorla da olsan bazen haftada 2 kez gidiyorum spora hatta 3’e çıkarmayı planlıyorum. Etrafımdaki yüz kiloyu geçmiş otuz yaşındaki arkadaşları gördükçe de, salmamam gerektiğini kendime hatırlatıp motive ediyorum kendimi.

85’e geri indim iki haftada, gidişattan memnun değilseniz ipleri ele almanız lazım, biraz spor, biraz düzgün beslenme, dur demeniz lazım kilolara bir noktada.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.