Hayattan Aldığım Dersler

 

Birazdan bahsedeceklerim ne kadar şahsi tecrübelerimden doğsa da aslında temelleri hepimizin günlük hayatta yaptığımız hatalara dayanıyor. Erken yaşta bolca hata yapmayı ilke edinmiş biri olarak da, bu hatalardan sıkça ders çıkarıp kendimi her daim geliştirmeyi asla ihmal etmedim.

Çıkardığım tüm dersleri tek uzun bir içerikte sunarak sizi bayacağımı bildiğim için de ufak bir seri halinde sunmaya karar verdim. Hadi başlayalım.

Şahsi Eleştirileri Objektif Bir Şekilde İncele

Yeryüzünde fiziksel olarak benden sadece bir tane olsa da, tanıştığım insanların zihinlerinde beraber geçirdiğimiz süreler zarfında kurgulayıp yarattıkları çok farklı Burak’lar mevcut. Benim olduğum kişi, yıllarımı beraber geçirdiğim ailemin tanıdığı Burak, haftada bir iki saat vakit geçirdiğim arkadaşlarımın tanıdığı Burak, iki hafta çıkıp ayrıldığım kızın aklındaki Burak ve restoranda sipariş verirken ayak üstü sohbet ettiğim garsonun tanıdığı Burak birbirinden çok çok çok farklı insanlar.

İnsanlar ile iletişim kurarken, sergilediğiniz tavırlar, seçtiğiniz kelimeler, mimikleriniz kısacası tüm etkileşimleriniz onların birbirinden farklı algı katmanlarından geçerek kafalarında bir karaktere dönüşüyor ve emin olun ki hiçbir iki insan sizi aynı şekilde tanımıyor. Gerçeğe en yakın Burak’ı ise en iyi ben tanıyabilirim, çünkü tüm hayatımı, aksiyonlarımı ve düşüncelerimi gözlemleme fırsatım oldu, diğer insanlar ise sadece benim rastgele parçalarıma sahipler.

Bu durum üzerine epey kafa yorduktan sonra da, şahsi eleştirileri objektif bir şekilde algılamak konusunda ufkumun açıldığını söyleyebilirim. Eskiden eleştirileri kolay kolay kabul etmeyen biri olarak fark ettim ki bana yapılan tüm şahsi eleştirilerde haklıymışlar, tabi onların tanıdığı Burak’lar çerçevesinde. Aslında bir noktada kimse beni eleştirmiyormuş, herkes kendi kafasındaki Burak’ı eleştiriyormuş.

Örneğin şikayet ettiğiniz 3-4 ana denk gelip birisinin sizi mızmız bir insan zannetmesi, denemek için katıldığınız sosyal sorumluluk projesinde tanıştığınız insanların sizi müthiş yardımsever biri sanmaları veya kötü bir anınızda denk geldiğiniz ve kabaca davrandığınız bir kasiyerin sizin öküz olduğunuzu düşünmesi gayet doğal çünkü etkileşime girdikleri çok ufak bir parçanız üzerinden sizi yorumlamaya çalışıyorlar.

Bu konuda çıkardığım ders ise şu: Eğer etrafımdaki biri benim hakkımda bir yorum veya eleştiride bulunuyorsa, eleştiriyi yaptığı alanda benim ile ne kadar etkileşime girdiğini düşünerek gerçek beni ne kadar tanıyıp tanımadığını sorguluyorum.

Mesela basketbol koçunuzun basketbol yeteneğiniz üzerine eleştirisi ile yılda bir maçlarınızı izlemeye gelen amcanızın yorumları aynı kefeye konmamalı. Bu yüzden her eleştiriyi aynı kefeye koymadan önce bu değerlendirmeyi yapmanız şart. Bir yandan da bazı eleştirilere de yeterince önem vermiyoruz. Örneğin arkadaş çevrenizi de yakından tanıyan 5 yıllık sevgiliniz asosyal olduğunuzu söylüyorsa muhtemelen asosyalsiniz, kabul edin.

Bonus olarak değinmek istediğim konusu ise insanlardan beklentilerimizdir. Bizler de aynı şekilde etrafımızdaki insanları tanımaktan ziyade kafamızda onlar hakkında sadece yarım yamalak bir imaj oluşturuyoruz ve bu imaj çerçevesinde beklentilere giriyoruz. İnsanlar beklentilerinizi karşılamadıklarında veya sizi hayal kırıklığına uğrattıklarında bilin ki sizin kafanızdaki o ile onun kafasındaki o arasında fark umduğumuzdan çok daha büyükmüş. Bunu da aslına bakarsanız hiç beklemediğim zamanlarda yaşadığım 2 ayrılık ile tecrübe ettim, ben canımı sıkmadım siz de sıkmayın.

Hadi devam edelim.

 

Emeği Dikkatlice Eleştir

Takdir edilmek insanların en temel ihtiyaçlarından biridir. Ailenizden, arkadaşlarınızdan, eşinizden veya patronunuzdan emekleriniz ve çıkardığınız iyi işler karşılığında övülmek ise paha biçilmezdir. Aynı şekilde, emin olun ki etrafınızda da sizlerden övgü bekleyen onlarca insan mevcut ve sizden taktir bekledikleri bu anlardaki tutum ve davranışınız bu insanlar ile olan ilişkilerinizi derinden etkileyebilir.

Okulda derste boyama yapıp eve gelip “Nasıl olmuş Anne?” diyen 5 yaşındaki çocuğun beklentilerine benzeyen bir paternden bahsediyorum. Bu örneği aklınızda tutarsanız hayatınızdaki “takdir bekleme” anlarını kolayca tespit edebilirsiniz. Ofiste “şunu yaptım nasıl olmuş” deyip tasarımını veya sunumunu gösteren bir arkadaşınız ile birebir aynıdır durum. Elbette bu dersi de sağlam hatalar yaparak öğrendim. Mesela saatler harcadığı bir tasarımı bana gösteren iş arkadaşımın “nasıl olmuş?” sorusuna, “dana gibi olmuş biraz küçült” demek bunlardan sadece bir tanesi. Kafama dank edene kadar da ölçüsüz eleştirilerimi dobralığımın arkasına sığındırarak insanlar ile olan ilişkilerimi zedelemeye devam ettim.

Şimdi ise sihirli formüle gelelim. Aileniz, yakın arkadaşlarınız, sevgiliniz, iş arkadaşlarınız veya varsa çocuklarınız emek verdikleri bir iş konusunda yorumunuzu sorduklarında eleştiriyi patlamak yerine, cümleye emeklerini takdir eden bir kelime ile girip yaptığı doğru ve güzel bir iki şeyden bahsedip eleştirilerinizi ardından yöneltin.

Elbette bazı insanlar bazı durumlarda tokat gibi eleştirileri hak etseler de genel olarak bahsettiğim yöntemi uygulamanız etrafınızdaki insanlar ile ilişkilerinizi bir seviye yukarı taşıyacaktır.

Spam Klasörünü Asla Unutma

Google’a Tanrı gözüyle bakıp onu el üstünde tutsak da herkes hata yapabilir. Gmail’in ve diğer e-posta hizmetlerinin de önemli mailleri spam klasörünüze düşürme ihtimali yok değil.

Ne alaka şimdi diyecek olursanız…

Geçen gün bir pozisyon üzerine defalarca kez mailleştiğim şirketin bana iş teklifi sundukları son mailin spam klasörüne düşmesi ve benim bunu tesadüfen görmemi örnek gösterebilirim. Görüştüğüm diğer bir şirketin spam klasörünü kontrol edersiniz demesi üzerine şans eseri gördüğüm bu teklifi kabul ederek geçtiğimiz haftalarda yeni işime başladım. Sizlerden ricam ise kafanızın bir kenarına not alıp; iş, yüksek lisans, veya burs gibi başvurular yaptığınız süreçlerde muhakkak spam klasörünü arada bir kontrol etmeniz. Emin olun ki böyle şanssız bir durum yüzünden güzel fırsatları kaçırmanızı katiyen istemem.

Serinin ikinci bölümü ile yakında karşınızda olacağım. Sizlerin de yaptığı ve ardından ders çıkardığı hatalar var ise, yorumlarda bizler ile paylaşabilirsiniz.

Bir sonraki videoda görüşmek üzere!

Hayattan Aldığım Dersler – Bölüm 2

Yoğun istek üzerine hayattan aldığım dersler serisinin ikinci bölümü ile yola devam ediyoruz!

Hadi başlayalım.

 

Kısıtlı Bilgi ile Sonuca Varma

En ufak bir bilgi kırıntısı ışığında yargılamaya ve yorum yapmaya bayılırız fakat bir süre sonra gerçeğin bu kısıtlı gözlemlerimizden çok daha farklı olduğunu öğreniriz. Lisede ilk yılımı tamamladıktan sonra yönetim sürpriz bir şekilde okuduğum sınıftaki öğrencileri diğer 3 sınıfa eşit sayıda dağıtmaya karar verdi. Arkadaşlarımdan kopmanın üzüntüsü ile 2. yıl yeni katıldığım sınıfta sadece bir günlük gözlemlerimle müthiş mutsuz olacağım kanısına vardım.

hayattan der almak

Hatta 10 yıl önce, o ilk gün, ilk derste defterime yazdığım aptal notları halen saklıyorum ve ders olsun diye size birebir okuyorum.

Sınıf çok sıcak ve bunaltıcı…

İnsanlar ise bomboş…

3 yılım burada nasıl geçecek?

Bilin bakalım sonra ne oldu?

Halen dostluğumuzu sürdürdüğüm muazzam insanlar ile tanıştım ve yeni sınıf arkadaşlarım ile birbirinden keyifli yıllar geçirdim.

Kısıtlı bilgiler ışığında muhtemelen kişiler ve durumlar hakkında yanlış ve yetersiz çıkarımlarda bulunacaksınız. Bunu girdiğiniz bir işte, yeni tanıştığınız bir insanla veya yeni ziyaret ettiğiniz bir yerde yaşayabilirsiniz. Size tavsiyem ise bu yanlış çıkarımlara başvurarak hayatınıza zarar verecek ani kararlar vermemeniz ve durumu yeterli bir süre gözlemlemeye devam etmeniz.

Hapis Saatlerini Yararına Kullan

Bir ortama veya etkinliğe zorunlu olarak katılıp belirli bir süre geçmeden oradan çıkamazsınız ya işte bu tarz zamanları hapis saati olarak nitelendiriyorum. Hapis saatlerine genelde zorunluluktan veya size yakın birisini kırmamak için maruz kalırız ve bir an önce bitmesi için dua ederiz. Hoşlanmadığınız bir arkadaş grubu ile yemek yemeniz, sevgilinizin zoruyla alakasız bir düğüne gitmeniz veya yılda bir gördüğünüz gıcık akrabalarınız ile aynı masayı paylaşmanız bunların başında geliyor. Böyle durumlar ile baş başa kaldığımda durmadan saatime bakıp oflayıp puflamak yerine ortamı lehime çevirmeyi son yıllarda alışkanlık haline getirdim.

İlk adımı ise isim değişikliği ile attım ve hapis saati yerine mecburi hizmet saati kelimesini kullanmayı uygun gördüm.

hayattan ders çıkarmak

Mecburi hizmet saatlerimde durumun negatifliği üzerine kafa yormak yerine etrafımdan çıkarabildiğim herhangi pozitif bir şeyin arayışına girmeyi hedefledim. Yeni bir insanla tanışmak, ufak hoş bir sohbet açmak veya insanları gözlemlemek artık ortamdan ne çıkarabilirsem. Bir süre sonra ise bakış açımı ve ardından davranışlarımı bu şekilde değiştirmenin hem benim hem de etrafımdakilerin daha keyifli bir vakit geçirmelerini sağladığına şahit oldum. Sonuçta kimse mekanda zorla duran somurtkan bir insanla vakit geçirmeyi tercih etmez.

Sizlere tavsiyem rahatsız bir ortamdan kaçma opsiyonunuz yok ise ortamı lehinize çevirecek yollar aramanız. Emin olun ki her negatif durumdan pozitif bir şeyler çıkarabilirsiniz.

Hayatının En Kötü Dönemleri Aslında En İyi Dönemleridir

Bu da ne demek oluyor şimdi, iyi mi kötü mü karar ver. Kendimi şöyle açıklayabilirim…

Hayatınızın kalitesini ve mutluluğunuzu birleştirip tek bir grafiğe aldığınızı hayal edin. Zaman içerisinde böyle düz bir şekilde ilerleyeceğini düşünüyorsanız çok büyük bir hata yapıyorsunuz.

hayattan aldığım dersler 1

Aksine sismograf verisine benzer inişili çıkışlı bir hayatınız olacak.

Her iş değişikliği, her sevgili, her sağlık problemi ve diğer binlerce değişken hayatınızı belli ölçüde etkileyerek şekilde dalgalı grafiği oluşturacaklar. Her şeyin güzel gittiği zamanlar tepe noktalarına ulaşırken, hayatınızdaki her şey art arda yıkıldığı zamanlarda ise kendinizi diplerde bulacaksınız. Tepe noktalar ne kadar harika gözükseler de her şeyin mükemmel gittiği bir ortamda bazı şeylerin birden kötüleşme olasılığının korkusu her daim ensenizde olacak. Fakat kendinizi daha kötü olamaz dediğiniz dip noktalarda bulursanız, bazen gerçekten de daha kötüsü olamaz. Bu da güzel haberlerin ve olayların sizi beklediği anlamına geliyor, sonuçta aşağı gidemiyorsanız geriye tek bir yön kalıyor.

hayattan aldığım dersler 2

Size tavsiyem herkesin ve her şeyin size sırtını döndüğüne inandığınız bu dip noktalarda kendinizi bulursanız cesaretinizi toplayıp yolu devam etmeniz. Kesin konuşmaktan hoşlanmasam da, en karanlık anlarınızın ardından sizi her zaman ışığın beklediğinin garantisi verebilirim.

İçeriği Paylaşmaya Ne Dersin?

Burag Hançer

Usanmadan yapılan hatalar, çıkarılan onlarca ders ve bu süreçte gelişen bakış açılarım. İşte size Yirmilerim... Beni 3 dakikada tanımak için linke tıkla! Aşağıdaki sosyal medya hesaplarımdan da maceralarımı takip edebilirsin :)

Yorumlar

avatar
1000