Kendi Aile Şirketinde Çalışmak

Aile şirketinde çalışmak denince aklınıza torpilin kol gezdiği herkesin ağzındaki şirketler gelmesin lütfen. Bu yazı üniversite mezuniyetimin hemen ardından, 2015-2016 arasında Karaköy’deki aile şirketimizde geçirdiğim bir yılı ve bu süreçte edindiğim tecrübeleri (yediğim kazıkları) anlatıyor.

Üniversite mezuniyetimin ardından, henüz “giriş pozisyonu için tecrübe istiyorlar, fırsat vermezlerse nasıl tecrübe kazanabilirim” muhabbetine bile giremeden, babamın geçirdiği ufak bir rahatsızlıktan (şimdi Aslan gibi kendisi), aile şirketimin başına geçip bir nevi ailemi geçindirmek bana kaldı. Bu bir yıl bana, herkesin “keşke kendi işim olsa da çalışsam” hayallerini gerçekleştirmemi, kendimi her alanda gelişmeye zorlamamı ve her şeyden çok gerçekten ne istediğimi bulmamı sağladı.

Önünüzde böyle bir fırsat var ya da bu tarz bir hayaliniz var ise, neler ile karşılaşabileceğinizi az çok kavrayacaksınız bu yazıdan sonra.

Namı değer İstanbul Civata dedemden kalma bir şirket. Babamın rahatsızlığında aile şirketimizi, ben, halam ve Bülent abi ile 3 kişilik all star takım yönetti. Binlerce çeşit civatanın perakende/toptan satışını yapıyoruz, gerekirse atölyelerde imalatını yaptırıp öyle satıyoruz. Üniversitede mimarlık veya mühendislik projen için Karaköy‘e geldiysen bizim dükkana uğramış olma olasılığın %97 gibi bir şey. Bol bol müşteri giriyor dükkana onlara koşturuyorsun, bir yandan telefon geliyor sipariş veya fiyat sormak için, ihtiyaç durumunda ufak/büyük mal getirip götürüyorsun, yağmurlu havalarda boş boş takılıyor işlek zamanlarda ise alnından akan teri silecek vaktin olmuyor.

Aile Şirketinde Çalışmak

 

5 gibi çay söylüyorsun yanına da iki simit, kaldıysa krem peyniri de alıyorsun, tüm siparişleri de kargoya götürdün mü paydos. Tam kepenkleri indirirken gelen, “ABİİ LÜTFEN AÇ, sabah montaja gidicez” müşterilerini saymaz isek tabi.

Aile Şirketine Neler Katabilirsin?

İlk sorduğum soru bu oldu kendime, buradaki her işi öğrenip standart bir şekilde yapacaktım, ama neler katabilirdim. Oğlum Boğaziçi‘nde okudun o kadar çalıştır biraz kafanı! İlk aklıma gelen şey dijitalleşme oldu, üniversitede arkadaşlar ile web sitesi yapmak ufak tefek SEO taktikleri gibi konulara giriyorduk.

Evreka! Web sitesi tabiki!

– Baba web sitesinin şifreleri kimde?

– Ya geçen sene Turkcell’den internet paketi alırken site de yaparız dediler, bi sayfa yapıp bıraktılar şifresi onlardadır.

Hem hosting hem CMS şifresi yok bir de site günün 8 saati patlıyor şaka gibi.

Tam bir ay boyu süren telefon aramaları ve Osmanbey şube basmaları (evet şubeyi basıyordum sık sık) sonucunda, alan adıyla ilgili bilgilere ulaşabildim, bir hafta daha koşuşturmanın ardından alan adını kendi hosting şirketime transfer etmeyi başardım. İstanbulcivata alan adını kaybetme stresi de fenaydı açıkçası. Şubeye soruyordum sıkıntı olur mu taşırken diye, abi olabilir cevabını aldım.

Sonunda Güç Bende Artık! diyerek, alan adı ve hostingi kendimde toplayarak site işine giriştim. Bu arada deneme yanılma gidiyorum her konuda, öyle muazzam bir bilgim yok her konu hakkında. Yaptığın hata seni üzecek olsa da aile şirketinde çalışmak hata yapma esnekliğini veriyor sana. Kıymetli I Phone 6 ile ürünlerin fotoğrafını çekmeye başladım. Kolinin içine A4 koyuyordum bir de el fenerini bastın mı HD ürün fotosu sana.

aile şirketinde çalışma

 

Ürünlerdi, sayfalardı derken site oturdu rayına, hafta sonları eve tıkayıp kendimi wordpress kastığımı hatırlıyorum. Adwords olayına giriştim site hazırlanınca öyle basit basit reklamlar da değil ha, büyük düşünüyoruz nereden baksan. Karaköy çevresinde bölgesel yarıçap hedeflemeleri vesaire yapıyordum, iki yıl önce büyük şeylerdi Adwords dünyasına yeni giren biri için. Bütçenin sular seller gibi aktığını görünce, Adwords’de kaybeden SEO’da kazanır dedim, Rand Fishkin aşağı Matt Cutts yukarı ne kaynak varsa tüketmeye başladım.

En sağlam keyword research müşteriler ile biri bir yapılıyormuş. Müşterileri durdurup bu ürüne ne diyorsunuz dükkanda diyordum, biri pleksi tutucu, biri cam tutucu, biri tabela vidası, biri pano tutucu, biri cam yükseltici diyor. Ücretli SEO araçlarından alamıyorsun tabi ki bu bilgileri, ajansta kocaman markalara keyword araştırması yaptım ertesi yıl, hep bu anılar geldi. Kullanıcının dilini, jargonunu ve ihtiyacını anlamalısınız öncelikle.

Simit ile SEO harika bir ikili hele bir de krem peynir kalmışsa. Sonra bir bakmışım sıralamalar yükseliyor, site de öyle ahım şahım bir şey değil. Google Analytics tarafında tecrübem vardı üniversiteden siteye geleni gideni analizle koyuldum. İnternette hangi tool varsa deneme sürümünü kullanıp inceliyordum, kullanıcıların site içindeki hareketlerini takip ediyordum bu araçlar ile.

Üniversitelere bonus tavsiye: İlerde iş hayatınıza katma değer katacak hobiler edinin üniversitede. Kariyerim, üniversiteden sınıf arkadaşımın Simit Sarayı’nda bana WordPress öğretmesi ile başladı…

aile şirketlerinde çalışmak

Evet yazım pek iç açıcı değil…

 

Kalbinizi Durduran Telefon Konuşmaları

İşteyim telefon çaldı..

– Merhaba, internetin sitenizden bir ürün gördüm de..

Cümlenin gerisini hatırlamıyorum bile kalakaldım öyle sadece. Sağlam bocaladım telefon konuşmasında, ürünün fiyatını bile bilmiyordum ama mesele bu değildi.

SİTE ÇALIŞIYOR!

Evet, günler geçti kendimi geliştirmeye devam ettim, bir yılın sonunda imalatını yaptığımız bütün ürünlerde birinci sıraya yükseldik, günlük yüzün üzerinde kullanıcıdan 15-20 sipariş alıp kargo ile yollamaya başladık. Siparişler, fiyat teklifleri artık mail ve whatsapp üzerinden dönüyordu, müşteriler telefonla değil Google Business profili üzerinden yol tarifi alıyordu. Fiyatlar ve stoklar excel üzerinden dönüyordu artık, açtın mı müşterilerin bütün geçmiş siparişlerini görebiliyordun. Artık yağmurlu havalarda boş boş oturmuyor, telefon ve maille gelen siparişlere yetişmeye çalışıyorduk.

Bir şeyler başarmıştım, belki çok değil ama fark yaratacak bir şeyler. Ne kadar bu yolda sık sık karamsarlığa düşsem de, azim ve kararlılık ile hayatta güzel şeylerin başarılabileceğini tattım.

Babamın tamamen toparlaması ve işinin başına gelmesinin ardından ufak bir dijitalleşme kursu ile koltuğunu devrettim.

Muazzam tecrübelerin ardından artık ileride ne yapmak istediğim açık ve netti. Dijital pazarlama kelimesi yetenekli bir dart sporcusunun elinde hedefe fırlatılmıştı bir kere. Bu noktadan sonra da bu yeteneklerimi pekiştirmek üzere ajans tarafında kariyerime devam ettim.

Kendi Aile Şirketinde Çalışmak
İşin son günü, metroya binmeden Karaköy’den çektiğim fotograf

Şimdi gelelim gerçek tecrübe kısmına, evet gerçek tecrübe başarılar değildir, yediğiniz kazıklardır…

Yemeye Doyamadığım Kazıklar

Karaköy piyasasındaki satışçı/satın alımcı dediğimiz bir kitlenin genel özelliklerini öğrenme fırsatı buldum. Tecrübelerime dayanarak genelleme yapıyorum, satışçılar alınmasın ben de satış tarafında bulundum işin 🙂

Bu kişiler görevleri gereği tüm samimiyet ve tatlı dillerini kullanarak sizden en iyi fiyatı ve malı almaya çalışıyorlar ve söyledikleri 10 sözden 8’i genelde palavra. Kapı kapı gezerler piyasayı biliyorlarsa da herkesten fiyat alırlar sonunda da en ucuzunu bulurlar.

Büyük bir mobilya firmasından mail aldım bir gün, siteden bir ürünü görmüş numune istiyor. Büyük heyecana kapıldım tabi, hemen yolladım numuneyi hatta kargo ücretini de ben ödedim(tam enayi). Bir hafta sonra mail attılar, ürünün alternatif boyutunda ve farklı renkte bir kaplama ile istediklerini söylediler. Kurdukları cümle de şu şekilde: 500 adet lazım şimdi, uygun olursa düzenli 200.000’er alacağız üretimi var mobilyanın. Hemen koşturdum atölyeye yaptırdım ürünü ertesi gün kaplattım ve bu sefer fatura kesip yolladım (60 TL bişi tuttu).

Sonuç?

2 ay boyunca arayıp mail attım, X bey burada yok cevaplarından başka bir şey alamadım. 60 liralık faturanın ödemesini almam ise 3 ay sürdü. Telefonla arıyorum; faturayı yok satışa ilettik, yok muhasebeye iletildi… 60 lira ya…

Ders

Mesela satışçılar değil, siz siz olun vaatlere kanmayın, sipariş ve anlaşmalarda mevcut durumu değerlendirin, karşı tarafın vaat ettiği olası gelecek siparişleri değil. Şu tarz sözleri duyarsanız da karar vermeden önce iki kere düşünün.

  • Abi biz zaten sizden alacağız.
  • Bu siparişin devamı gelecek, sen biraz daha indirim yap da.
  • Sen yine de bir fiyat ver mala.

Babamın öğüdü: Bu sipariş bu sipariştir, gelecek sipariş gelecek. Gelecek siparişin vaadiyle şimdikine iskonto yapma.


Satış ve pazarlık yapmayı öğrendim, iki taraflı bir şey pazarlık, hem alış tarafı var hem de satış. Satışı yapıyorsanız fiyatlar üstünde kesin çizgileriniz olmalı, fiyatın inebileceği maksimum noktadan bahsediyorum. Sipariş 520 tutuyor 500 yap diyor müşteri yuvarlak olsun diyor, tamam diyorsun sonra 60 liralık mal daha alıyor 560 tutuyor, 550 yap hepsini diyor…

Hayatınızın bir parçası olacak pazarlık yapmak, hem köşedeki çiçekçide kullanacaksınız hem de patronunuzdan zam isterken. Geçenlerde ajansta bir SEO aracı için skype üzerinden İngiltere‘yle skype yapıyorum laf arası %10 indirim istedim ve okey çektiler mesela. Karşınızdakinin sınırlarını zorlamadıkça pazarlıktan çekinmeyin.


Bir yıl boyunca, KDV/Vergi kavramlarından tutun, fatura ödemek, fatura/irsaliye kesmek, satış ve imalat gibi her konuya el atma fırsatım oldu. Bir yandan da non-stop site ve online satışlar ile uğraşıp kendimi dijital pazarlama alanında geliştirmeye devam ettim. Yeri geldiğinde çuvalı sırtıma atıp taşıdım yeri geldiğinde sokağa park edip yolu kapatanlarla kavga ettim. Girişimci ruhumu ateşleyen ve kendime inanmamı sağlayan harkülade bir yıl geçirdim.

Bu süreçte yanımda olup kariyerimde atabileceğim en sağlam temeli atmamı sağlayan ilk ve en iyi mentorlarım Babam ve Halam’a şükranlarımı sunuyorum.

 

Efsane Müşteriler

Kapanışı da böyle yapalım ne dersiniz? Karaköy’de delisinden, filozofuna her tarz insan ile tanışma fırsatı buldum. İşte zamanında Facebook’da sükse yapan efsane müşterilerim.

Favorim ile başlayalım…

yardıran yorumlar

 

facebook yorumları

Kadınlar mektebi kerane demekmiş, bilmiyordum, okul yok buralarda bildiğim dedim…

Bunlar da sizin için aralardan seçtiklerim.

yaran yorumlar

 

 

Paylaşmak Güzeldir

Yazıyı buraya kadar okuduysan Kişisel Gelişim konusunda hevesli olduğun kesin. Peki kendini geliştirebileceğin bir Türkçe Youtube Kanalı olduğunu söylesek? Ayrıntılar için resme tıkla!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.