Kişisel Gelişim Ölçümü ve RPG Oyunları

Yazıma kişisel gelişim ve RPG oyunları arasındaki eğlenceli benzerliklerden girip, gerçek hayatta kişisel gelişimimizi ölçümleyemediğimiz için yaşadığımız stres, kararsızlık ve mutsuzluk gibi daha derin konular ile devam edeceğim.

Son yıllarda hem iş hayatımda hem de kişisel hayatımda müthiş hızlı bir gelişme göstersem de, açıkçası bu gelişimi sağlıklı bir şekilde ölçemediğim için, “vay benim boşa harcadığım potansiyelim” “daha iyisini yapabilirim, hayatımı boşa harcıyorum” tarzı cümleler ile kendi canımı sıktığım çok oluyor. Bir çoğunuzun da bu minik bunalımları benimle paylaştığınızı ve boş yere canınızı sıktığınızı biliyorum.

Geçmişte sıkı bir gamer olsam da, yoğunluktan uzun bir süredir oyun oynayamıyordum, geçen beklediğim bir RPG oyunu piyasaya çıktı, ben de giriştim gecenin bir yarısında. Ne kadar sadece oyun gözüyle baksak da aslında bütün oyunlar gerçek hayatın birer yansımasıdır ve kendi hayatımızdan bir çok unsuru oyunlarda görebiliriz. Klasik bir RPG (Role Playing Game) gibi ilk başta karakterinizi yaratıp; race, appearance gibi görsel özellikleri seçiyorsunuz. Oyun içerisinde ise hikaye ilerledikçe ve lvl atladıkça; skill, talent, civil-combat abilities gibi özelliklere puan verebiliyorsunuz. Atlanan her lvl ve alınan her experience ise rakamsal olarak yansıtıldığı için, rakam çerçevesinde tatmin oluyoruz. Oyunda karşılaştığın diğer karakterler ile etkileşimlerin, tamamlayıp tamamlamadığın görevler ve yaptığın seçimler ise oyunun gidişatını ve bitişini belirliyor. Oyun bittiği zaman ise büyük bir boşluğa düşüyorsunuz ve hatta farklı seçimler yapıp farklı sonuçlar almak için tekrar oynamak istiyorsunuz.

Kişisel Gelişim Ölçümü ve RPG Oyunları Kişisel Gelişim ve Oyunlar

Gerçek Hayat ve Oyunlar Ne Kadar Farklı?

Ailemin ben ufakken çok bilgisayar oynadığımda, ekranıma bakıp söyledikleri şu klasik söz hiç kulağımdan inmez. “Olum ne anlıyorsun şu oyundan, hep aynı şeyi yapıyor, oraya buraya koşturuyorsun adamı, bırak şu oyunu“.

Oynadığım karakteri gerçek hayattaki yansıması ben isem, ailemin cümlesini şu şekilde çevirebilirim. “Olum ne anlıyorsun şu hayattan, her gün aynı şeyleri tekrarlıyorsun, evden işe-işten eve koşturuyorsun, yaşamanın anlamı yok“. Evet biraz sert ama çok da haksız bir cümle değil.

Gerçek hayatla oyunların en büyük farkı, hayatı bir kere yaşayabilmemiz ve save/load opsiyonlarının olmaması.

Peki sen hayatını nasıl değerlendirmek istiyorsun?

Hangi seçimleri yapmak istiyorsun?

Hangi insanlarla aynı yolda yürümek, kimleri dost kimleri düşman bellemek istiyorsun?

Değerli vaktini hangi yetenekleri geliştirmek için harcamak istiyorsun?

Doğduğumuzda, ırk, cinsiyet ve tipiniz otomatik geliyor aslında, ilerde değiştirmek istiyorsanınız ( oyunlarda özel eşyalar var bunu için 🙂 ) önünüzde kimse durmuyor. Yaşadıkça da insanlar tanıyor, yetenekler kazanıyorsunuz. Piyano çalmaya vakit ayırırsanız, piyano yeteneğiniz lvl atlıyor, judo yapıyorsanız combat abilities’den lvl atlıyorsunuz, oyundaki her verinin gerçek hayatta bir karşılığı var aslında.

Kişisel Gelişimini Nasıl Ölçersin?

Bende stres yaratan konuya gelecek olursak, ne kadar yetenek ve tecrübe edinirsem edineyim bunları sayısal olarak ölçümleyemiyorum. Etkinliklere katılıyorsun, makaleler okuyorsun, bol bol pratik yapıyorsun fakat sayısal değerler; exp, level gibi kavramlar olmadıkça ne kadar geliştiğini hesaplayamıyor ve metrobüste içerdeki son oksijen tanelerini tükenirken kendini hırpalattıran düşüncelere dalıyorsun. Ya da en azından benim böyle anlarım oluyor…

 

kişisel gelişim oyunları

Oyunun adı “Divinity Original Sin 2” bu arada merak edenler için.

Çözüm Nedir?

En sağlıklı çözüm kıyaslama yapmaktır diğer insanlar ile, ailelerimiz çok yapardı bunu aslında, komşunun çocuğu şunu yapmış, sınıf arkadaşın şu notu almış. Çok da haksız değillerdi, başarımızı ve gelişimimizi ancak başkaları ile karşılaştırarak ölçebiliyorlardı. Elbette herkesi her şeyde yenemeyiz fakat, basketbol antremanına gidiyorsak, takımdakiler ile kıyaslayabiliriz kendimizi, rakiper ile kıyaslayabiliriz. Verdiğimiz emeğin karşılığını ancak, onlara kıyasla kaydettiğimiz ilerleme sayesinde görebiliriz. Aileleriniz bunu abartıyor olabilir fakat lütfen kızmayın onlara bu konuda…

Diğer bir kıyaslama yöntemi ise başarılarınızdır. İşte, evde, sporda bir şeyleri başarabiliyorsanız, o seviyede bilgili veya yeteneklisinizdir. İlk başladığınızda 60kg bench press basıyor, şimdi ise 85’e çıktıysanız, evet Strenght niteliğiniz gelişmiştir. Fakat bunlar yine sayısal veriler üzerinden olduğu için, ölçümü nispeten kolay. Kurumsal iletişimde ne kadar geliştiniz? Ya da ben dijital pazarlama konusunda ne kadar geliştim? İşte Kişisel Gelişim Ölçümü sorunlar bunlar.

Günübirlik stres yaratmak yerine kendinize zaman tanıyın yetenekleriniz konusunda, hiç bir yetenek bir günde gelişmez ( o bir günde ters takla atmayı öğrenen adam hariç ). Bir kaç ay durmadan çalışın, kendiniz geliştirin, ardından etrafınızdakiler ile tekrar kıyaslayın yeteneğinizi, ardından zor görevler alın üstünüze. Eğer eskiden zorlandığınız bir şeyi, daha kolay bir şekilde tamamlayabiliyorsanız veya anlamadığınız bir şey artık o kadar da karmaşık gelmiyorsa, evet gelişiyorsun ve aynen devam!

Dijital Pazarlama veya yazdığım içerikler ilginizi çekiyorsa, beni Twitter ve Linkedin üzerinden takip edip, iletişime geçebilirsiniz :)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.