Mezuniyetin Ardından Monotonlaşan Hayat

Mezuniyetin Ardından Monotonlaşan Hayat ve Çıkmazlar

 

Her gün görmekten sıkılmadığım tek şey şu iş çıkışı haliç manzarası ( evet ben çektim fotoğrafı, ben çektim). Üşenmeden yürüyorum 10 dakika sırf gün batımına denk gelip metroya oradan binmek için.

Üniversite zamanlarından pek de bir düzenli olmuyor insanın hayatı, hayatımdaki en sabit şey ders programımdı ona da ben uymuyordum açıkçası. Arkadaşlarla rastgele buluşmacalar, dakika başı değişen planlar, ritimsizce yaşanan günler. Ne kaçta yattığım belliydi ne de kaçta kalktığım. Eminim ki üniversitedeki çoğunuzun durumu bundan farksız, makine gibi yaşayan 4.00 ortalamalı ufak bir kesim de yok değil, selamlar onlara da buradan.

Artık tabi beş dakika geç kalma lüksüm kalmadı sabahları ya da biraz daha uyuyup ilk dersi kaçırdım diye tüm günü ekme. En büyük hobim eve gelince salonda koltukta sızmak oluverdi. Hobi mi desem, yorgunluk mu, tembellik mi bilemedim. Geliyorsun akşam eve yemeğini yiyorsun, ne enerjin var ne de dışarı çıkıp bir şeyler yapma isteği. Hafta içleri çok seçeneğin kalmıyor, ya ailenle salonda oturup muhteşem zamazingo izlemek ya da odanda laptopu kucağına alıp kendi dizilerinle takılmak.

Çok depresif gidiyorum farkındayım, ama gerçekten zor üniversiteden çıkıp iş hayatına uyum sağlamaya çalışmak, hele benim gibi aklı havalarda bir insan için.

Bu monotonluğun en acı yanı ise zamanın ne kadar hızlı geçtiğini anlayamamak. Haftalar, aylar geçip gidiyor ve her gün birbirinin aynısı, sormuyor değil insan kendine hayat böyle mi geçecek diye. En azından hafta sonlarımı doya doya geçirmeye çalışıyorum, gerek spor yaparak gerek arkadaşlarla sosyalleşerek. Sağ olsun bu aktiviteler pazartesi sendromuma epey katkıda bulunuyorlar.

Edit: Bir kaç ay içinde iyileşme gösteriyor bu alışma durumu. Hafta içleri en az bir gün iş çıkışı arkadaşlarla takılıyorum, uyku düzenim de epey oturmaya başladı, sabahları o kadar da koymuyor artık.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.