Seçim Paradoksu ve Yokluktan Doğan Tatminiyet

Seçimlerimizi yaparken ne kadar özgürüz veya hayatta yaptığımız seçimler bizi ne kadar tatmin ediyor?

Mesela seçimlerle mi ilgili yoksa önemli olan bize sunulan opsiyonlar mı?

Yazarken çok zevk aldım, çocukluk anılarımdan girip psikoloji deneylerinden çıktım, yeni yıla girdiğimiz bu günlerce umarım sizlere farklı bakış açıları kazandırır.

Opsiyonsuz Çocukluğumuz

Eğlence açısından oyuncaktan teknolojiye geçmek çığırdı bizim nesil için, Batman’ler ve Action Man’ler yerini bir anda Gameboy kültürüne bıraktı, iyi ki de öyle yaptı. Çocukluğundan 3 anını say deseniz bir tanesi yılbaşında annemin bana içinde Pokemon Silver kaseti olan Gameboy Color hediye etmesi derdim. Şu anda satın aldığım hiçbir oyun konsolu veya bilgisayar o an aldığım heyecanı yaşatmıyor bana. Teknosa’ya veya benzer bir mağazaya gittim mi yüzlerce alternatifim var çünkü. O kadar opsiyon içinden herhangi bir bilgisayara sahip olmak, o tek Gameboy’a sahip olmanın yerini tutamıyor ve asla tutamayacak.

Seçim Paradoksu

Ben kendimi oyuna kaptırmışken, kuzenim Mert yandaş medyayı savuşturmaya çalışıyor. (2001 Yılbaşı Gecesi)

İçindeki oyunu tam iki yıl boyunca oynadım, çıkıp da oyun alma şansım yoktu çünkü 10 yaşımda iken, öyle her yerde de satılmıyordu. Şimdi ise Steam üzerinden bir dakikada istediğim oyunu alabiliyorum. Kapitalizmin sunduğu geniş seçenekler yüzünden (evet bu yazımda kısmen negatif bir şey bu durum), satın alıp oynamadığım oyunlar bir kenarda bekliyorlar.

Geçmişi düşündükçe, şimdi sahip olduğum seçim özgürlüğümün beni neden mutsuz ettiğini sorgular oldum.


Küçükken o kadar da fast food tüketmezdik, ayda bir annem götürürdü veya birinin doğum günü olurdu McDonalds’da. Kenara atamazdık o güzel kızarmış patatesleri, ödüldü onlar bizim için, tatları bir başka güzeldi çünkü bir süre daha yiyemeyeceğimizi biliyorduk, haftaya sınıftan birinin doğum günü değilse elbette. Yıllar geçse de menüler aynı kaldı, fakat fast food tecrübesi sihirli bir olaydan sıradan bir duruma dönüştü benim için. Sinemalar da aynı şekilde… Çocukluğun büyüsü kayboldu da diyebilirsiniz, ama benim oyum aktivitelerin tekrarlanmasından doğan zevk yıpranması üzerine.

Ayda bir otele gidip açık büfeden yemek ne kadar tatmin edici olsa da, bunu her gün tekrarlamanız zamanla ilginizi ve aldığınız tatmini azaltacaktır. Yeni keşfettiğiniz bir şarkıyı 400 kere arka arkaya dinlemek de bu durumun diğer bir örneği.

Tekrar konusunda verebileceğim tek tavsiye kıymetli bulduğunuz aktiviteleri sık tekrarlayarak zevk yıpranmasına sokmamanız, ne kadar tekrarlarsanız tekrarlayın halen aynı zevki aldığınız aktiviteleri de asla hayatınızdan çıkarmamanızdır.

Mutluluğumuzu ve seçimlerimizi etkileyen diğer bir unsur ise bize sunulan opsiyonlardır. Zevklerimi ve mutluluğumu sorgular hale geldiğim bu dönemde opsiyon kavramını sizler için iyice eşeledim.


 

Artan Seçimler ve Azalan Mutluluk

Seçim Paradoksu Nedir

Geçmiş ile kıyasladığımızda, marketlerde her ürün çeşidi için onlarca seçeneğimiz var, televizyonda 3-5 kanala takılı kalmak yerine binlerce kanal, film ve dizi seçeneği bizi bekliyor. Mantık açısından baktığımızda, hayatın her alanında bize bu kadar fazla seçenek sunulması, seçim özgürlüğümüzü arttırıp bizi pozitif yönde etkilemesi gerekiyor.

O zaman neden televizyon izlerken vaktimizin çoğu zapping yapmakla geçiyor? Yemeksepetinde sipariş verirken neden saatlerimizi harcıyoruz ve gelen yemekten memnun kalmıyoruz? Neden elimizin altında yüzlerce oyun varken, oynayacak hiçbir şeyim yok diye yakınıyoruz? Elimizin altında internet gibi sonsuz bir opsiyon varken neden “sıkıldım” kelimesini bu kadar sık kullanıyoruz? Sıkılmak değil aslında mesela, olay bu kadar fazla opsiyonun seçim mekanizmamıza zarar vermesi. Gameboy’umda tek oyunum varken sıkıldım kelimesini kullandığımı hatırlamıyorum, çünkü beynim durmadan olası alternatif opsiyonları düşünmek yerine yaptığım işe odaklanıyordu.

Seçim Paradoksu Nedir?

Tüketiciye fazla opsiyon sunulmasının, ekonomistlere göre hem refah seviyesini arttırması hem de rekabeti düşürüp uygun fiyatlar sağlaması gibi pozitif yönleri var fakat psikoloji tarafında herkes böyle düşünmüyor.

Psikolog Barry Schwartz‘a göre insanlara fazla seçenek sunulması seçim özgürlüğü yaratsa da bir yandan insanlarda Seçim Paradoksu yüzünden felç etkisine neden olmaktadır.

Seçim Paradoksu üzerine daha ayrıntılı bilgi için Barry Schwartz‘ın 10 yıl önce patates ile çekilmiş Ted videosunu izleyebilirsiniz.

 

Şu anda okumakta olduğum, 2017 Ekonomi Nobel Ödülü sahibi Richard H. Thaler’ın Nudge isimli kitabında yazar ufak bir deneyden bahsediyor. Amerika’da binlerce çalışanın üzerinde yapılan bu deneyde, katılımcılara emeklilik fonlarını yatırmak için farklı opsiyonlar sunuluyor, deney sonunda ise çok opsiyon sunulan insanların büyük çoğunluğunun seçip yapmayı erteleyip sonunda vazgeçtikleri, az seçim sunulan insanların ise daha sağlıklı ve kendine güvenen kararlar verdikleri ortaya çıkıyor.

Fazla seçim opsiyonunun bir başka zararı ise, hızlı feedback nedeniyle duyduğumuz pişmanlıklardır. Markette 10 çeşit salata sosu var diyelim, birini eve gelip kullanıyoruz ve bu üründen yeterince tatmin olmadığımız taktirde, neden diğer opsiyonları seçmediğimiz için hayıflanarak seçtiğimiz salata sosundan aldığımız zevki daha da düşürüyoruz. Tek bir salata opsiyonunuz varken, sosun kötü çıkması durumunda ürünü suçlarken, 10 opsiyonun olduğu durumda daha iyisini seçmediğiniz için kendinizi suçluyorsunuz.  Örneğin, PS4 ile X Box One arasında da yaşayabilirsiniz bunu ve iyi bir seçim yapmış olsanız bile alternatif opsiyonun sunmuş olabileceği özellikler ( uyumlu oyunlar, hard disc etc.) “opportunity cost” nedeniyle üründen aldığınız tatmini düşürebilir.

Algoritmaların Seçimlerimiz Üzerinde Etkisi

Professör Sheena Iyengar tarafından yapılan reçel deneyinde ise, bir markette katılımcılara reçel tattırılıyor ve ardından indirip kuponu sunuluyor. Katılımcıların bir kısmına rafta az çeşit reçel sunulurken diğer kısmına onlarca çeşit reçel sunuluyor. Az reçel sunulan katılımcıların çok daha yüksek bir oranda reçel satın aldıkları görülüyor.

Apple her sene onlarca model çıkarmak yerine neden seçim opsiyonlarımızı düşük tutuyor dersiniz?

Dijital sektörde de durum benzer aslında, kullanıcı deneyimi ve customer journey tarafında kullanıcıların istediğiniz şekilde hareket etmelerini istiyorsanız, bazen bazı opsiyonları kaldırıp onlara minimum seçim hakkı sunmanız gerekebiliyor.


Hani akıllı insanların mutlu olması zordur diye bir laf dolanıyor ya, mesele aptal/akıllı veya cahil/kültürlü olmaktan ziyade önümüzdeki opsiyonların sayısından ibaret. Aptal veya cahil olarak nitelendirdiğimiz insan, bakış açısı ve dünya görüşü açısından kısıtlı opsiyonları olduğuna inanır ve hayatını bu kısıtlı seçeneklerle sürdürmeye çalışır. Fakat akıllı/kültürlü olarak sınıflandırılan insanlar; aldıkları eğitim, gezdikleri ülkeler, okudukları kitaplar veya yaptıkları sohbetler sayesinde her geçen gün her konuda seçim yapma opsiyonlarını arttırmış ve arttırmaya devam edenlerdir.

Akıllı olarak nitelendirdiğimiz insanların daima mutsuz olmalarının bir nedeni ise, yukarıda bahsettiğim etkiler dahilinde opsiyonlar ve alternatiflerde kendilerini boğmalarıdır.

Tamam tekrarlardan kaçınıyorum, opsiyonların beni üzmesine izin vermiyorum, peki sonuç?

Hayattan Nasıl Daha Fazla Zevk Alabiliriz?

Anı Yaşayın

Anı yaşayın…

Hayır geyik yapmıyorum, benim için anı yaşamak bir aktivite yaparken alternatif opsiyonları kafamdan ve etrafımdan uzaklaştırabilmektır. Sevgilimle oturmuş dizi izlerken, telefonumu odanın en uzak köşesine bırakır, haftaya şirkette yapacağımız toplantıları zihnimin en ücra köşesine iterim. Şu anda yaptığım şeye odaklanarak opsiyonumu teke indirger ve bu şekilde yazımda bahsettiğim fazla opsiyonların bütün negatifliğinden kurtulurum.

O an yaptığınız şey ne olursa olsun daha fazla zevk almak istiyorsanız, kafanızı zaman zaman alternatif opsiyonlara kapamanız gerekiyor. Kendi açımdan konuşacak olursam gerçekten pratik gerektiren ve henüz üzerinde çalıştığım bir durum bu. Ailenizle güzel bir yemek yerken, aylar önce iş yerinde biriyle bir tartışmanızda “keşke şunu söyleseydim ya” düşüncelerine dalarsınız ya hani. Geçmişte atladığınız bir opsiyonu düşünüp hayıflanmaktır bu, yazıda bahsettiğim zararların ta kendisidir. Çöpe atın bu tarz düşünceleri. Sofradayken eşinizin gününü nasıl geçirdiğini dinleyin, çocuklarınızın beden dersindeki maceralarına odaklanın, babanızın çok hızlı yemek yediği için annenizden azar işitmesini izleyin bıyık altından sırıtarak.

Size bahşedilmiş güzel anları doruğunda yaşamak için, geçmiş ve şu andaki bütün olasılıkları bir an olsun kenara koyup, Gameboy’unuzu sıkıca elinizde tuttuğunuz o tek ana odaklanın.

Haftalık Bülten

100 takipçiden 98'i tavsiye ediyor...

Paylaşmak Güzeldir

Yazıyı buraya kadar okuduysan Kişisel Gelişim konusunda hevesli olduğun kesin. Peki kendini geliştirebileceğin bir Türkçe Youtube Kanalı olduğunu söylesek? Ayrıntılar için resme tıkla!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.