The Selfish Gene (Gen Bencildir) Kitap Yorumu

Richard Dawkins abimiz severek takip ettiğimiz, günümüzün değerli bilim adamlarından bir tanesidir. Youtube’da videolarını keyifle izlemenin ötesinde artık kitaplarını da bir noktada okumaya başlamam gerektiğine karar verdim.

The Selfish Gene, tam 40 yıl önce yazılmış olmasına rağmen geçerliliğini fazlası ile korumaya devam ediyor. Ben de fırsat bu fırsat 40. yıl dönümü versiyonunu almaya karar verdim.

Bilgi birikimi fışkıran bu kitabı özetleyebilecek veya basite indirgeyecek bir kapasitem olmadığı için bu yazıda kitapta bulduğum ve fazlası ile ufkumu açan bölümleri paylaşmaya karar verdim.

Bu bölümler sizlerin de gözlerini açarsa ikinci adıma atlayıp kitabı okumaya karar verebilirsiniz diye düşünüyorum.

 

the selfish gene

 

The Selfish Gene, yeryüzündeki milyonlarca yıllık evrimde payı büyük olan genlerin bu süreçte geliştirdikleri “taktiklere” yer veriyor diyebiliriz. İnsanlardan tutun ilk defa duyduğunuz hayvanlara kadar çok geniş bir skalada canlıların davranışlarının ve fiziksel özelliklerinin evrimsel süreçte nasıl geliştiğine ve gelişmiş olabileceğine dair yorumlar ve gerçekler ile dolu kitap.

Okudukça da Adem ve Havva saçmalığına ciddi bir şekilde inanan insanları hayatımdan çıkarma konusunda hızımı her sayfada arttırdım diyebilirim.

 

Gen Bencildir Kitap Yorumu

Hapşırmak ve Öksürmek

Hapşırmanın ve öksürmenin hastalıkların belirtileri veya sonuçları olduğunu hepimiz biliriz. Peki neden ikisi de dışarı doğru patlayıcı bir şekilde çalışıyor?

Kitaptaki teoriye göre bu yolla bulaşan virüsler vücutları hasta etmenin yanında içinde bulundukları vücudu hapşırtmak ve öksürtmek üzerine evrimleşmişler. Bu sayede ağızdan fırlayarak ve uzak mesafelere saçılarak diğer vücutlara bulaşma ihtimallerini arttırmışlar.

Peki kuduz virüsüne ne demeli?

Salya ile bulaşan bir virüs ve yayılmasının en kolay yollarından biri hasta olan vücudun birini ısırması… Hmm kuduz köpekler hem deli gibi salya salgılıyorlar hem de agresifleşerek önüne geleni ısırıyorlar…

Tanıdık geldi mi bu senaryo?

 

The Selfish Gene

Kaç Çocuk Yapmalı?

Genlerimizi diğer nesillere aktarabilmek için en mantıklı senaryolardan birisi çok çocuk yapmaktır. 1 çocuk? Peki 10? 100’e ne demeli? İşte tam bu noktada sayı arttıkça maliyet de yükseliyor. Öncelikle dişinin, doğuracağı her bebek/yumurta için bir enerji ve efor sarf etmesi gerekiyor. Ardından ise bebekleri korumalı, beslemeli ve hepsine ayrı ayrı zaman ayırmalı.

Bu yüzden canlılar komüniteler halinde yaşasalar ve çocukların bakımlarına ortak olsalar bile (kitapta sizi bıktıracak kadar derin bir şekilde işleniyor bu konu) her canlı türü uzun bir evrim sürecinin sonunda genlerine ve çevresine bağlı olarak optimum bir çocuk sayısı aralığı geliştirmiş. Her canlının tek seferde birbirinden farklı sayıda çocuk doğurmalarının nedeni de çok uzun süren bir evrimin meyvesi.

Otoburların Sürü Psikolojisi

Kitapta sürüler üzerine çok fazla teori var, ben ise içlerinden bir tanesini üstünkörü anlatmaya karar verdim.

Çimenlik bir alanda otlanan bir grup koyunu hayal edin, sizce kurtlar sürünün ortasındaki koyunlara mı saldırırlar yoksa uçta kalanlardan birine mi? Cevap basit.

Koyunlar ise av olmamak için içgüdüsel olarak kenarda kaldıklarını fark edince ortaya doğru hücum ediyorlar. Çok fazla koyun bu döngüye girdiği için de sanki grubun merkezinde açılıp kapanan bir mıknatıs varmışçasına bir sürüye dönüşüyorlar. Elbette her zaman sürüden ayrılanlar veya kenarda kalanlar oluyor, onların kaderi de az çok belli…

 

The Selfish Gene kitap

Kamikaze Arıları

Arılar ve karıncalar ile ilgili bölümler o kadar kafamı yaktı ki, tam olarak anlayamadığımı itiraf etmek istiyorum. Fakat yine de anladığım kısımdan girerek size kitabı almanız için ufak bir havuç uzatmak istiyorum.

Kovandaki işçi arılar steril oldukları için çocuk yapma ihtimalleri yok ve ömürleri adı üstünde işçilik ile geçiyor. Yine de kovandaki diğer arılar ile ortak genler taşıyorlar. The Selfish Gene yani bencil gen teorisi de bir noktada canlıların yaşaması ile ilgili değil, aksine genlerin içinde bulundukları canlıları, kendilerini (genleri) aktarmaları için manipüle etmeleri ve evrimleştirmeleri üzerine.

Yani, genlerini aktarma olasılığı olmayan işçi bir arının kamikaze usulü ile kovana saldırın bir düşmana dalacak şekilde evrimleşmesi ve sahip olduğu genleri üreten bir ekosistemi (kovan) koruması teoriye göre gayet mantıklı.

Kovan ekosistemi gerçekten de başka bir dünya, biraz ilginizi çekmeye başladı mı kitap?

 

Cinsiyetler de nereden çıktı?

Bu da bir teori olsa da anlatmaz isem çıldırırım! Üreme hücreleri yani gametler “eskiden” benzer boyutlardalarmış ve iki gamet eş sayıda gen aktararak “çiftleşiyorlarmış”. Cinsiyet kavramını yaratan süreç ise bu gametler arasındaki asimetri ile başlamış.

Ortada eş boyutlu iki gamet var ise iki canlı da bunları üretmek için benzer miktarlarda enerji sarf etmiş anlamına geliyor. Küçük gamet üreten ise elbette az enerji sarf ederek kar ediyor ve yine de soyunu aktarabiliyor. Büyük ve küçük gametler eşleşirken de uzun bir evrimin sonucunda küçük gametler büyük olanlardan yararlanmaya ve nesiller devam ettikçe daha da küçülmeye başlamışlar ve bir noktadan sonra hareket kabiliyeti de kazanıp (kuyruk) sperme evrilmişler.

Sperme sahip olanlar erkeği ve büyük gamet’e (yumurta) sahip olanlar da dişiyi ortaya çıkarmış…

Çılgınca…

The Selfish Gene yorum

Neden Ölüyoruz?

Abuk subuk konular hakkında o kadar şey biliyorum da nasıl oluyor 40 yıllık bu kitaptaki beyin açan teorileri ilk defa duyuyorum aklım almıyor doğrusu…

Bir insanın 14 yaşında soyunu aktarmaya aday olduğunu var sayalım. İnsanları 14 yaşından önce öldüren hastalıklar bu yüzden bir sonraki nesile aktarılamayacaktır.

Bu yüzden üretkenlik dönemi geçtikten sonra veya üretkenlik azaldıktan sonra hastalıkların ve vücudu yıpratan olayların etkilerini göstermesi daha olasıdır.

Teoriye göre de bizi öldüren şey genetik yapımızdaki bu minik problemlerin yaşımızın ilerledikçe birikmesinden ibaret.

Yazara göre de ölümsüzlüğe, genleri, kimyasal yapımız ile oynayarak vücudumuzun halen genç ve fertil olduğuna inandırarak ulaşmak mümkün olabilir.

İnandırmak derken elbette bilinçli varlıklar olduklarını iddia etmiyorum genlerin 🙂


Yazı boyunca kitaptan not aldığım en ilginç bölümleri sizler ile paylaşmaya çalıştım ama kitabın bir de negatif yanı var arkadaşlar. Öyle kahvenizi alıp rahatlamak için okuyabileceğiniz bir kitap değil ve yazar itiraf etmese de anlattıklarını anlayabilmemiz için bazen gerçekten de fazla ayrıntıya giriyor ve bu tarz kısımlar canınızı sıkabilir.

Fakat eninde sonunda, biyoloji ve evrim konuları ilginizi çekiyorsa ve okuyacak çok sağlam kitaplar arıyorsanız The Selfish Gene bir vazgeçilmezdir diyebilirim.

İçeriği Paylaşmaya Ne Dersin?

Burag Hançer

Usanmadan yapılan hatalar, çıkarılan onlarca ders ve bu süreçte gelişen bakış açılarım. İşte size Yirmilerim... Beni 3 dakikada tanımak için linke tıkla! Aşağıdaki sosyal medya hesaplarımdan da maceralarımı takip edebilirsin :)

Yorumlar

avatar
1000